Per. Ara 3rd, 2020

Sultan KILIÇ

 Yazılarıma genellikle çemkirmeler ve tehditler gelir.

Son iki yazıma gelen iki ayrı yorumu paylaşmak istiyorum. Bunlardan biri, Yeşilyurt ve Gündüzbey mezbahalarındaki sağlıksız görüntüleri dile getirdiğim yazıma Yeşilyurt Belediyesi çalışanının yazdığı şu yorum: Kadir Serkan Canal:

“vallahi ne diyeyim dünyanın parasını vermiş okul yapmışlar ama maşallah siz iki fotoğrafnan çok böyük bir hizmet vermişsiniz memlekete şimdi birde siz kupa mupa bişeyde istersiniz”

Yazım yanlışları ve anlatım bozuklukları, yorumu yazan kişiye aittir; düzeltmedim.

 Ağvan Dut Festivaliyle ilgili olan yazıma da Ağvan’ın festivale katılan bir okurdan elektronik mektup geldi. Ben de bu değerli okurun mektubunu paylaşmak istiyorum. Mektubu yazan kişinin kimliğini, mahalle baskısı endişesiyle paylaşamıyorum.. İşte o mektup:

“Merhabalar Sultan Hanım,

O kadar söylemek istediğimiz cümleleri yazınıza dökmüşsünüz ki size mail atmaktan kendimi alıkoyamadım.

Sizi fotoğraf çekimi yaparken fark ettim, diğer ekipten ayrı, daha suskun bir haliniz vardı ki bunun sebebini de yazınızı okuyunca anladım. Sizi tebrik ederek yazmaya başlıyorum.

İstanbul'da doğdum ve burada yaşıyorum, Malatya'ya 3.gelişimdi. İlkini hatırlamıyorum bile; ama Malatya âşıklığım babamdan gelir. Nasip oldu, bu Kurban Bayramı tatili arasında köyümüze gelebildik.

Köyde günlerim dolu dolu geçti; yalnız, Ağvan Dut Festivalinin olduğu günkü kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum.

Cuma günü, erkenden evden çıktık. Yol uzun, yürüme mesafesi en az 50 dakika. Yolların hali malum, arabanız olsa tekerleri aşınır, ayakkabıların halini sormayın.

Ağvan (Gökçe)’a geldiğimizde kahvehanelere doluşmuş çoğu tanıdık insanlarla sohbet muhabbet öğlen ettik. Namaza doğru abdest almak için abdesthaneyi sorduğumda bana gösterilen yerin videosunu paylaşacağım sizinle.

 Lütfen bu manzarayı da sayın mevcut belediye başkanının, sayın aday adaylarının görebileceği yerlere ekleyebilirseniz… Siyasetten önce hizmet edebilirlerse, ki bu insanların çoğunun oyunu dinsel istismarlarla almış olmalarına rağmen, bir abdesthanenin durumu nasıl böyle olabilir görsünler.

Dut Festivaline gelince Dut Festivali değil, sanki ilkokul çocuklarının siyasetçi taklitleri yaptıkları bir müsamere gibiydi. Konuşamayanlar, aklındakini söze dökemeyenler, dökülenler…

Ha biri vardı konuşan, duraksasa da konuşan biri vardı:

Bağımsız; ama sanki bağımlı bir milletvekili. Kime nara attı bilemem; ama bu tarz sürdüğü sürece, karşısına illa ki yanlış yaptığını gösterecek birileri çıkacak. Her ne kadar şakşakçıları olsa bile.

Demem o ki yazınız beni biraz cesaretlendirdi. Bir de benim ulaşamayacağım kitlelere ulaşabilir durumdasınız. Her ne kadar oradaki halk bu duruma sussa bile (neden susuluyor zerre fikrim yok) en azından bir abdesthane görevlisi alınsın, yenisi yapılsın.

Dut festivaline yapılan bağışların 3'te 1'ine, 1 yıl boyunca bir insan istihdam edilebilir. Daha neler var neler konuşulabilecek…

Umarım mailimi değerlendirirsiniz.”

 Değerli okurumuzun mektubundakileri doğrulayan bir video da yayınlanmış internet ortamında. Ağvan çarşısındaki kahvehanelerin arka sokaklarının çöplük yığını olduğunu ben de dolaşırken görmüştüm.

http://www.youtube.com/watch?v=egvJXXQqrXA

 

 

 

Para karşılığı sözde haber reklam…

 Ben de bana dert olan birkaç hususu, değerli okurlarla paylaşayım bari.

Basın mensupları için Ağvan (Gökçe) Belediyesi’nin minibüsü yollanmıştı. Minibüse İstanbul’dan geldikleri söylenen bir grup kadın bindi. Bunların, İstanbul basınından oldukları söylendi.

Bu bir grup kadın, dut festivalinin yapıldığı alanda sadece protokoldeki siyasetçiler ve işadamlarıyla röportaj yaptı. Sadece protokoldekilere mikrofon uzattılar.

Festivalin sonunda, Ağvan çarşı merkezindeki büyük caminin karşısında bir kahvehanede kelli felli adamlardan paralar aldılar. Dutları tadan sözde gurme kadına birkaç yüzlük banknot uzatıldığını, onun da banknotları alarak çantasına soktuğunu gördüm. Diğerleri de öyle. Para karşılığı siyaset reklamı yapacaktınız da Ağvan’ın o güzelim dutlarını, köylülerin emeğini niye kullandınız, demezler mi

Bir de reklamını habercilere yaptırmak isteyen uyanıklar var. Buna koşan “basın mensupları” da var. Bu uyanık siyasetçiler, basın toplantısını kahvaltılı ya da yemekli yapıyorlar, basına davette de “yemeklidir” yazdılar mı tamam.

O ana kadar habere gitmeyen, etkinliklere “elemanlarını” yollayan medya patronlarının bazıları, sofranın başına kuruluyorlar. Yemeği boşuna yemediklerini göstermeleri, reklam haberi yapmaları kaçınılmaz borçları olmaz mı?

Malatya kayısı festivallerinde şarkıcılara etek dolusu para verilir, vatandaşın kesesinden. Kayısının sözde tanıtımı yapılır. Bu sözde tanıtımın kayısı üreticisine zerre kadar faydası olmadığı gibi şarkıcılara ödenen milyon liralar da üreticiye yüklenir bir şekilde.

Ağvanlılar da festival sayesinde dutlarının ederine alıcı bulacağını umabilirler. Ağvanlılar, festivalde dutlarınıza rahmet okundu, “reklamcı gazetecilere” para ödendi, siyasilerin sahne reklamı yapıldı o kadar…

 

 

sultankilic44@hotmail.com

 

 

53

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir