Çar. Eki 21st, 2020

Devletin potansiyelini görmek için yüzlerce insanı, enkaz altında beklettiler. İşletmeci zihniyetle devlet işletenler; 600 canı, potansiyel deneyinize kobay olarak mı kullandınız?

Basından inciler…

“Dört çocuklu anne, kendini çocuklarına siper etti. Kendi hayatını hiçe sayarak canlı bombanın üstüne atladı; çocuklarını ve binlerce insanın hayatını kurtardı.”

Dört çocuklu bu kahraman anne, canlı bombaları tanıma eğitimi mi almış? Kimsenin alnında ‘ben canlı bombayım’ yazmıyor. Duyduğumuz kadarıyla canlı bombalar, malzemeleri vücutlarına sararak giysileriyle gizlerlermiş. Ellerinde bombalarla açıktan açığa gezmezlermiş. Peki, bu kahraman anne nasıl anlamış onun canlı bomba olduğunu? Niyet okuma yetisi mi varmış?

Annelerin çocukları için kendilerini feda etmelerine sözümüz yok. Anneler, canlarını verirler çocukları için. Canlı bombanın üstüne nasıl atlanır, canlı bomba nasıl etkisiz hale getirilir? Basının sunumuyla bu dört çocuklu annemiz, askeri eğitim mi almış?

O anda oradan geçmekte olan, hiçbir şeyden haberi olmayan, canlı bombanın ayırtına bile varmayan… Canlı bombanın bombayı patlatmasıyla hayatını kaybeden zavallı bir kadın… Dört çocuklu bir anneydi, deseniz haberciliğinize halel mi gelir?

Kahraman yaratacaksınız ya, illa boyayacaksınız. Bari ufak atın da azıcık inandırıcı olun. Yoksa bizim aklımıza getiremediğimiz başka bir cinliğiniz mi var?

Sunucu, hükümetin imardan sorumlu yetkilisini konuk etmiş. Depreme dayanıklılık konusunda bina denetimini sorguluyor. Belediyelerin, binaları depreme dayanıklılık konusunda nasıl denetlediklerini irdeliyor. Yetkili, konut satın alanların ve kiralayanların bu konuda sorumlu olduklarını söylüyor.

Vatandaşların, ev alırken ya da kiralarken belediyeye dilekçeyle başvurmaları… Binanın depreme dayanıklı olup olmadığı konusunda bilgi almaları gerektiğini söylüyor. Yağdanlık kanalın yağdanlık sunucusu da kafa sallayarak onaylıyor.

Demiyor ki sizin o belediyenizin, imar müdürlüğünün görevi, binalara ruhsatı vermeden önce bu denetimi yapmak değil midir?Belediyelerinizin görevlileri, binaları depreme dayanıklılık yönünden inceleme zahmetine katlanmadan, önlerine sürülen uydurma belgelere masa başında imza atar mı? Konut almaya ya da kiralamaya niyetlenen her yurttaşı (yurttaş olmayan bu ülkede oturamazmış gibi, hep bu sözcük vurgulanır) niye dilekçe peşinden koşturuyorsunuz, bu denetimi ruhsat aşamasında bir kere temiz ve dürüst şekilde yapsanız olmaz mı, demiyor. Hükümet yetkilisinin söylediklerini, kafa sallayarak onaylıyor.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay:Öncelikle kendi potansiyelimizi görmek amacıyla uluslararası arama kurtarma yardım ekiplerini beklettik.'' diyor.

Van'da, Erciş’te yüzlerce kişi enkaz altında kurtarılmayı beklerken devlet işletmecisi hükümet yetkilileri, potansiyellerini görmeyi tercih etmişler.

Ve devlet, potansiyelini test ederken o insanların çoğu öldü. Kurtarılmayı beklerken gözleri gözlerimizde ölüp gittiler.

Devletin potansiyelini gördünüz. İşletmeci zihniyetle devlet işletenler; 600 canı, potansiyel deneyinize kobay olarak mı kullandınız?

600 canın kaybının tümünde değilse bile hatırı sayılır bir bölümünde potansiyelinizi deneme isteğinizin payı yadsınamaz.
 

Devletin işleticisi durumundaki hükümet, deprem vergisi adı altında 40 milyar TL topluyor. Bu paraları nereye harcadınız, sorularına pişkin pişkin ‘harcadık işte duble yollara’ diyebiliyor. Depremsiz zamanlardaysa bu çift yolları kendi becerileriyle yaptıkları izlenimi vererek oy avcılığında kullanıyorlar.

Deprem felaketinde önce efelenerek dış yardımları istemiyorlar. Başa çıkamayınca dış yardımlara kapıları açıyorlar. Bununla da kalmayarak hükümetin en yetkili bakanları, kışlık giyeceklere, battaniyelere, kullanılmamış giyeceklere ihtiyaç var. Yardımlarınızı bekliyoruz, diye yakarıyor adeta.

İyi dolap; deprem vergilerini hovardaca harca, dök saç. Yaptım yakıştırdım diye, deprem vergileriyle reklam yap, oy topla. Hesap sorulduğunda hiç utanmadan, harcadım işte, de. Halk, seferber olup depremzedelerin yaralarını sarsın, ihtiyaçlarını karşılasın. Sen hâlâ deprem vergisi toplamaya devam et. Bu kadarına ne denir?

Yine halkın katkılarıyla çadır kurup sıcak yemek dağıtan Kızılay çadırına git hükümetin bakanı olarak. Bura çok iyiymiş, biz de mi buraya bir çadır kursak, de.

Tabi, Vanlılar, Ercişliler karda, yağmurda, çamurda piknik yapmak amacıyla çadır kurmuşlardı ya. Kızılay da onlara nostalji yaşatmak için sıcak yemek veriyordu.

 Buyurun, siz de çadır kurun. Bedava sirke de baldan tatlıdır. Hiç yemediğiniz halkın, özellikle de depremzedelerin yemeklerini yiyin; gözünüz doysun.

 

Sultan KILIÇ    sultankilic44@hotmail.com 

50

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir