Sal. Eki 20th, 2020

barış 3

 

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla ‘sarayın savaşına karşı barış bloğu’ oluşturan grup, Malatya Turan Emeksiz üst kavşağında toplanarak merkez postanesine kadar yürüdü. Malatya merkez postanesi önünde Malatya Barış Blogu adına basın açıklamasını sunan Doç. Dr. Hasan Demirtaş, şunları söyledi:

 

2015 yılı 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü ve onurlu barış mücadelemizi; barışa bir gül ver şiarıyla Şırnak Akdizgin Karakolu’nda zorunlu askerlik kapsamında bulunurken henüz aydınlatılamamış kuşkulu bir saldırıda şehit düşen Malatya/ Doğanşehir’li er Barış AYBEK ve Muş/Varto’da ölü bedeni çırılçıplak bir halde sokaklarda sürüklenip bu halde çekilen fotoğrafları basına servis edilen Kürt kadını ‘Ekin Van’a ve Suruç’ta yaşamını yitiren 33 gence adıyoruz.

 

 

 

Bertolt Brecht, tüm içtenliğiyle bir daha sesleniyor, bize hayat veren analara;

 

“Söz konusu olan çocuğundur ana

Koru onu dikil karşılarına”

 

 

İnsanlık tarihinin bugüne kadar gördüğü en kanlı savaş olarak hafızalarda yer eden İkinci dünya savaşı; Seçilmiş, Seçkin Başkomutan Faşist Hitlerin Nazi Alman ordularının Polonya’ya saldırısıyla başladığı, 1 Eylül 1939’un üzerinden tam 76 yıl geçti. Emperyalist güçler arası bu bölüşüm savaşı ardında, 50 milyondan fazla hayat, bir o kadar sakat, yakılıp viraneye döndürülmüş yüzlerce kent ve onlarca ülke bıraktı.

 

Faşizmin en çirkin yüzüne tanıklığın adı olarak, tarihin karanlık sayfalarında yerini alan bu savaşta Yahudi soykırımı gibi kitlesel sivil ölümlerine imza atıldı. Bugüne kadar nükleer silahların kullandığı tek savaş olarak kayıtlara geçen 2. Dünya Savaşı, doğada da kalıcı tahribatlara yol açtı. Yerine konması bir daha mümkün olmayan tarihi birikim ve kültür hatırasını ortadan kaldırdı.

 

Küresel sermayenin ihtiyaçlarına uygun ekonomik ve siyasi projelerini hayata geçirmek için her yolu deneyen emperyalistler bugün de boş durmuyor. Amaçlarına ulaşmak için farklı milliyetlerden, etnik kimlik ve mezheplerden halkları birbirine düşman etmeye, dünyayı kana bulayan katliamlara imza atmaya devam ediyor. Bölgesel bölüşüm savaşlarına ve ardında bıraktığı acılara her gün bir yenisi ekleniyor.

 

Savaş tehdidi, emperyalist işgal politikaları, milliyetçi-şoven saldırganlık tüm dünyada ve Ortadoğu’da öncelikli gündem haline gelmiş bulunuyor. Hemen yanı başımızdaki Suriye, Mısır, Irak, Filistin, Afganistan, Pakistan ve Rojava başta olmak üzere tüm Ortadoğu coğrafyası adeta emperyalizmin adı konulmamış “yeni paylaşım savaşı” alanına çevrilmiş durumda.

 

Soğuk Savaş döneminde “yeşil kuşak” projesinin parçası olarak bir “ABD üssü” haline getirilen Türkiye ise bu yeni paylaşım savaşında emperyalizmin cephe ülkesi olarak konumlandırılmanın karşılığı olarak, AKP hükümeti eliyle Neo-Osmanlıcılığı hedefleyen sözde “stratejik derinlikli” çıkmaz politikalarıyla tüm yurdumuzu bu ateş çemberine sürüklemekten geri durmamaktadır.

barış 2

Barışın anlamını, değerini ve insanlık için taşıdığı önemi en iyi bilenler, savaşların acımasızlığını yaşayanlardır. Ulusların, toplumların, halkların ve bireylerin bir arada huzur içinde yaşadıkları, adaletin, eşitliğin, kardeşliğin, paylaşımın, yardımlaşma ve dayanışmanın kalıcı olarak kurulduğu bir dünya özleminin barıştan geçtiğini bilenlerdir. Dünyanın neresinde olursa olsun, milliyeti, dini, mezhebi, etnik kimliği ne olursa olsun herkes için barış isteyenler, barış mücadelesi verenlerdir.

 

Son birkaç gündür başta Varto, Lice, Şemdinli, Silvan, Yüksekova olmak üzere bölgede yaşanan gelişmeler ve basına yansıyan görüntüler adeta bir savaş halini yansıtmaktadır. Adı geçen yerleşim birimlerinde neler olup bittiğine dair kamuoyuna bilgi verilmemesi, dahası yerleşim birimlerine basının girmesine, demokratik kitle örgütlerinin, milletvekillerinin yerinde inceleme yapmalarına izin verilmemesi, belediye eş başkanlarının da içinde olduğu binlerce insanın gözaltına alınması ve tutuklanması kaygımızı artırmaktadır.

 

24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana en az 10 ilde 150 bölge özel güvenlik bölgesi ve birçok yerleşim biriminde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Buraların internet ve telefon başta olmak üzere dışarısıyla tüm bağlantıları kesildi. Yargısız infazlar yapıldığına ve ağır insanlık suçları işlendiğine dair yaygın ifadeler vardır.

 

OHAL döneminde bile uygulanmayan sokağa çıkma yasakları ve özel güvenlik bölgesi ilanlarıyla il, ilçe ve köylerdeki hukuk dışılıkların gizlenebileceği düşünülüyorsa bunun kendisi başlı başına suçtur.

 

Barışa ve demokrasiye en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamayan AKP ve Başkan olamayan Cumhurbaşkanının arkasında olduğu bu çatışmalı süreç derhal durdurulmalıdır! On yıllardır uygulanan ve daha fazla acı, kan ve yıkım dışında bir şey getirmeyen güvenlik konseptinden derhal vazgeçilmelidir.

 

Lice, Silvan, Cizre, Şemdinli, Varto, Yüksekova gibi ilçelerde yaşananlara dair kamuoyuna doyurucu açıklama yapılmalı, bağımsız heyetlerin inceleme yapmasına izin verilmelidir. Yargısız infazlar, işkence ve sivil yerleşim yerlerinin taranmasına dair iddialar araştırılmalı, gerçekler açığa çıkarılmalı, suçlular yargılanmalıdır.

 

barış gün

Barışın değerini İktidarları uğruna kan dökülmesine hizmet edenler bilmez, bizler biliyoruz. Tarih bize göstermiştir ki, savaşa karar verenlerin çocukları daima cephenin uzağındadır. Saray savunması ne bizim ne de çocuklarımızın savaşıdır.

 

Bir avuç savaş çığırtkanına karşın sınıfsız, sömürüsüz, barış içinde, sevgiyle, kardeşçe yaşayabileceğimiz bir dünyanın hayal olmadığını biliyoruz. Bunun için emperyalist politikalar ve savaş lordları karşısında inadına barış, inadına kardeşlik demeyi sürdüreceğiz.

 

Ekmek kokulu Berkin ELVAN ’ın annesi Gezi’den bakıp barış diyor bizlere,

 

Kızıltepe’den Uğur KAYMAZ’ın annesi on iki kurşunlu yüreğiyle bitsin artık bu kardeş kavgası diye feryat ediyor,

 

Erzurum’lu Şehit er Recep BEYCUR’un amcası Ömer BEYCUR ‘Kardeşi kardeşe kırdırıyorlar’ diye isyan ediyor, duyun artık!

 

Milyonlar, yani bizler, gözü yaşlı analar, babalar, güvercin tedirginliğinde ürperen yürekleriyle kardeşler, çocuklar, eli kınalı gelinler, 81’inde ninelerimiz, barış istiyor;

 

Sağlıkçılar, akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler, kamu çalışanları, barış istiyor;

 

Şehit aileleri, yakınlarını kaybedenler, asker yakınları, kardeşinin tabutunun başucunda neden “Çözüm diyenler şimdi sonuna kadar savaş” istiyor diye haykıran Subay ve erler barış istiyor,

 

Suruç’ta alkanlar içinde Vatan BUDAK 33’ lerle birlikte barışı emanet ederek bizden ayrılıyorlar, Kobane’de şafak sökerken kardeşliğe,

 

Ağaçlar, kuşlar pınarlar, çağlayanlar, ormanlar barışı söylüyor,

 

Kürt, Türk, Ermeni, Arap, Laz bir cümle tüm halklar her dilden Anadolu, barış türküleriyle kurmaya hazır yeryüzü sofrasını; Alevi, Sünni, Ezidi, Yahudi, Hıristiyan tüm inanç ve mezheplerle kadim Mezopotamya elini açmış barışın duasını ediyor, mücadelesini yükseltiyor ve biz hep birlikte bir ülke bir yurt tek ses olup haykırıyoruz mazeretsiz.

 

 

BARIŞ HEMEN ŞİMDİ

 

SAVAŞA ÖLÜMLERE HAYIR!

 

YAŞASIN BARIŞ! BİJİ AŞİTİ!

 

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ! “

 

 

58

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir