Pts. Eki 18th, 2021

 

 

 

 

 

 Köyü yakılan, dedesi öldürülen ve babası Fehmi Tosun gözleri önünde kaçırılarak kaybedilen Besna Tosun Koç, ‘intikam’ naraları atan Abdullah Gül’e ders niteliğinde konuştu; “Babamı gözaltında kaybettiler, köyümüzü yaktılar, dedemi seccadede infaz ettiler. Yine de hiç intikam yemini etmedim.”

Bayram günü herkes yakınlarının mezarına akın ederken, o ise gözaltında kaybedilen babası Fehmi Tosun’un 16 yıldır izini sürüyor. Katleden devlet tarafından babasına bir mezarın bile fazla görülmesinin acısını her gün daha da derinden hisseden Besna Tosun Koç, yaşadıklarını ANF’ye anlattı.

Besna Tosun Koç, henüz 12 yaşındayken, 19 Ekim 1995 tarihinde babası Fehmi Tosun gözleri önünde kaçırılmış. Annesinin çığlıkları, abisinin beyaz renkli Renault-Toros’un arkasındaki sürükleniş anı hiçbir zaman hafızasından silinmemiş.

7 YAŞINDAYKEN BABASI CEZAEVİNDE

1983 yılında Lice’nin Liçök köyünde dünyaya gelen Besna’nın 12 yaşına kadar yaşadıkları aslında Kürt meselenin bir özeti gibi. Bölgedeki binlerce aile gibi onun ailesi de devletin ya ‘korucu olun’ baskısıyla, ya da köyü terk etme tehdidiyle karşı karşıya kalmış. Ancak ailesi ve özellikle babası Fehmi Tosun hiçbir zaman bu tehditlere boyun eğmeyenlerden. Baskılar artınca ve korucu olmayı reddedince baba Fehmi Tosun, PKK’ye yardım ve yataklık suçlamasıyla Diyarbakır Cezaevi’ne hapsedilmiş. O zaman 7 yaşında olan Besna, annesi Hanım Tosun ve 4 kardeşi için acı günler başlamış.

GİTMELERİ İÇİN GÖZLERİM KAPALI DUA EDERDİM”

Babası cezaevine girdikten sonra neredeyse her gün köylerinin özel timler tarafından basıldığını, korucu dayatması sonrası birçok kişinin köyü terk ettiğini, köyden gitmeyenlerin ise çok büyük baskılarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Besna, o dönemler yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor:

“Köye hemen hemen her gece özel timler ve kurucular tarafından düzenlenen baskınlar nedeniyle uyumak bile istemiyorduk. Çünkü uyuduğumuzda her seferinde kapı kırılmasıyla, bağrış çağrış ile yataktan sıçrayarak uyanıyorduk. Evimize her baskın yapıldığında, annem bize, “Sakın gözlerinizi açmayın, uyuyor numarası yapın” diyordu. Evi darmadağın ettiklerinde gözlerimi sımsıkı kapatıp, gitmeleri için saatlerce dua ederdim. En zor anları ise kardeşlerimle birlikte uyuduğumuz odaya girdiklerinde yaşardık. Her şeyi kırıp dökerlerdi ve biz uyuma numarası yapardık. Bazen gözümüzü açıp bakardık ama çok korkarak çığlık atmamak için kendimizi zor tutardık. Aramalar sırasında genelde soğukkanlı olan annemin bir gün evin içinde özel timlere nasıl bağırdığını hiç unutmam. Annem Kur’an okurdu ve bir gün yine arama yapmaya geldiklerinde duvarda asılı duran Kur’an-ı alıp sayfalarını karıştırmaya başladılar. Annem, “Ne arıyorsun kendini ne sanıyorsun” diye bağırmıştı.”

ORTAÇAĞ FİLMİ GİBİ

Annesi ve üç erkek kardeşi Antep Cezaevi’ne sürgün edilen babasını ziyarete gittiği sırada evde kendisi ve kardeşi Jiyan birlikte kalan Besna, öğlen saatlerinde askerlerin, özel timlerin ve korucuların köye zırhlı araçlarla baskın düzenlediğini, ifade ederek, şöyle devam etti:

“Köy girişinden itibaren baraka evleri yakarak ilerliyorlardı. Biz o an evdeydik ancak dışarıdan yükselen çığlıkları duyunca dışarıya fırladık. Kadınlar Kürtçe, “Askerler evleri yakıyor kaçın” diye haykırıyordu. Herkes panik içinde koşturuyor, yakılan evlerden dumanlar yükseliyordu. O anda biz de kardeşimle koşmaya başladık ve komşularımızın evine sığındık. Hemen hemen herkes korkudan evini terk edip kaçmıştı ancak köyün imamı olan dedem Xîyali, evinden çıkmayı reddetmişti. Her zaman olduğu gibi odasına girip, namaz kılmaya başlamıştı. Dua ederken sırtından korucular tarafından infaz edildi. Daha sonra secde üzerinde vurulmuş bir şekilde bulundu. Sığındığımız komşu evinden çıktığımızda kalabalığın ilerlediği yöne giderken kardeşim ve ben birbirimizi kaybettik. Beni yengelerim alırken, halalarım da Jîyan’ı almıştı. En yakın köye sığındık. O gün ağlayarak bir daha kardeşimi geri göremeyeceğimi sandım.”

BEYAZ TOROS

Kendilerinin ve başka birkaç evin daha o gün şans eseri yakılmadığını belirten Besna’nın annesi ve 5 yaşlı köylü her şeye rağmen köyde kalmak için direnmiş ancak bir kaç ay sonra onlar da köyü terk etmek zorunda kalmışlar. Diyarbakır’a taşınan aile, baba Fehmi Tosun cezaevinden çıkınca İstanbul’a yerleşmiş. Avcılarda kalan ve düzenini kuran aile kötü günlerin geri de kaldığını düşünürken, baskılar burada da devam etmiş. Besna, babasının beyaz Toroslular tarafından nasıl kaçırıldığını şöyle anlattı:

“Annem ve babam bize hissettirmemeye çalışsa da, çok gergin günler yaşandığını anlıyorduk. Annem tek kelime Türkçe bilmiyordu ama buna rağmen babamı hiç yalnız bırakmıyordu nereye gitse o da onun peşinden gidiyordu. Birbirlerini çok severlerdi. Hapishane süreci dışında hiç ayrılmamışlardı. Saat 19.00 gibi kuzenimle birlikte eve doğru ilerliyorduk. Oturduğumuz binanın yanında ağaçlı bir bahçe vardı orası karanlıktı. Binaya yaklaşınca beyaz bir arabanın bahçenin yanında park edilmiş olduğunu ve birkaç adamın da öylece durduğunu fark ettim. Çok karanlık olduğu için önce yüzleri seçemedim. Biraz daha yaklaşınca arabanın bahçe tarafında ön ve arka kapıları açıktı. Bir adam arabanın bagajını açmış bir şeyler alıyormuş gibi oyalanırken, iki adamın kollarının arasında olan üçüncü şahsın babam olduğumu fark ettim. Kuzenime, “babamlarmış” dediğimde, birden hepsi bize doğru döndü ve babamı iki yanından tutan adamlar onunla birlikte hemen bahçeye girdiler. Ben tabii anlamadım koşar adımla bahçeye doğru giderek, baktığımda ise zifiri kanlık olduğu için orada kimseyi göremedim.”

“BENİ KAYBEDECEKLER”

Arabanın bagaj tarafında bulunan uzun boylu adamla göz göze geldiğini ve bu adamları misafir sanarak, annesine haber vermeye gittiğini söyleyen Besna, şöyle devam etti:

“Anneme babamın arkadaşlarıyla aşağıda olduğunu söylediğimde annem bana ‘ne yapıyorlar aşağıda’ diye sordu. Bahçeye indiklerini söylediğimde, annemin yüzü birden şekil değiştirdi, panikledi. Önce bahçeyi gören pencereye koştu, bir şey göremeyince bu kez sokağa bakan balkona heyecanla çıktığında babamı iki adamın arasında gördü. Arabaya bindirilmeden önce babam kafasını kaldırıp, balkona doğru bakarak annemi görünce Kürtçe, ‘Beni kaybedecekler’ diye bağırdı. Annem, abim hepimiz apar topar aşağıya indik. Babam arabaya binmemek için direniyordu. Tam biz geldiğimizde babamı arabaya attılar o an abim yetişerek açık olan arka kapıya tuttundu. Ona polisler ‘gel seni de götürelim’ diyerek, gaza bastı. Abim öylece sürüklenerek yere düşerken, annem çığlık çığlığa babamı götüren beyaz arabanın arkasında koştu ancak yetişemedi.”

KARAKOLDA DİLEKÇE DE KAYBEDİLDİ

Fehmi Tosun’un kaçırılma anına tanık olan bir öğrenci beyaz Toros’un plakasını almıştı. Hemen Avcılar karakoluna giderek dilekçe veren anne Hanım Tosun, iki gün sonra aynı karakola bilgi almak için gittiğinde dilekçesinin kaybolduğu cevabıyla karşılaşmış. Birkaç gün sonra da Hanım Tosun evde yokken, polisler eve gelerek, arama yapmışlar ve baba Fehmi Tosun’un fotoğraflarını alıp gitmişler.

İNTİKAMCI ABDULLAH GÜL’E MESAJ!

Yaşananlardan sonra Hanım Tosun için süreç tam bir çıkmaza girmiş. Cesaretle eşinin izini sürmekten hiçbir zaman vazgeçmeyen Hanım Tosun’un, cumhuriyet savcılarından emniyet müdürlüklerine kadar çalmadığı kapı kalmamış. Ancak kocası Fehmi Tosun’dan bir daha haber alamamış. 17 yıldır babasının hasretiyle yaşayan Besna, şunları söylüyor:

“Normal bir şekilde yaşamını yitirmiş olsaydı en azından bir şekilde alışırdık. Sonuçta bir mezarı olurdu, nerede olduğunu bilirdik. Ama bu başka bir durum. Her gün bir belirsizlik, her gün bir acı… Alışamıyorsunuz bir türlü. Ne olduğunu, ne yapıldığını bilmediğiniz için kafanızda en beterini düşünüyorsunuz. Belki infaz edilerek, belki canlı canlı gömülerek, belki de işkenceyle belki de yakılarak öldürüldü. Sonuçta Türkiye’de yaşanmayan şeyler değil bunlar. Babamı her zaman, kaybedilmeden bir gün önce annemle şakalaşması, mutluluklarımız ve gülümseyişiyle hatırlıyorum. O kadar acı çekmeme rağmen hala savaşı kabul etmiyorum. Benim köyüm yakıldı, babamı gözaltında kaybettiler, dedem seccade de infaz edildi, ancak hiçbir zaman ‘intikam’ diyemedim.”

ANF NEWS AGENCY

  

202

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir