Cts. Eki 24th, 2020

   

Sultan KILIÇ

  ARGUVAN’IN DEVLET HASTANESİNİ (!) ARIYORUM

Atatürk İlköğretim Okulu’ndan çıkıp kuzeye doğru ilerlerken solda, küçük, gösterişsiz bir tabela görüyorum: Uğur Mumcu Caddesi. Bu tabelanın karşısında yine aynı boyutta Sevgi ve Barış Caddesi. Doğuya bakınca Sezai Yılmaz Caddesi. Kuzeye doğruAli Özçelik Caddesi. Tabelalar öyle mütevazı ki dikkatli değilseniz fark edilmiyorlar.

 Doğuya dönüp Arguvan Sağlık Ocağı’na gidiyorum. Bir hemşire ile sohbet ediyorum, eksiklerinin olup olmadığını soruyorum. Bir dokunup bin ah işitiyorum. Hemşire, aman adımı yazmayın, zaten zor buldum işimi, diyor. Arguvan insanının hükümet korkusu, hemşireye de sinmiş, diyorum içimden. Sağlık ocağı binası çok eski. Bir tanecik sağlık ocağı var Arguvan’da. Bu nasıl ilçe, ilçenin hastanesi yok.

Bu eski binanın bitişiğinde Arguvanlı Kayhan ailesinin yaptırdığı yeni bir bina var; ama bu yeni bina işler değil. Depo olarak kullanılıyor, yeni binaya araç gereç ve çalışan uzmanlar gerekiyor sanırım. Malatya’nın diğer kimi ilçelerine, ikinci bir devlet hastanesi yapma hazırlıkları hızla sürerken, koca ilçenin devlet hastanesi şöyle dursun, ikinci bir sağlık ocağı bile yok.

İÇKİYE NİYE ÖZENDİRİYORSUNUZ?

Sağlık ocağından çıkıp batıya yürüyorum. Sevgi ve Barış Caddesi’nin iki yanı dükkânlarla dolu. En fazla da içki satan büfeler olması dikkatimi çekiyor. Arguvanlı yetişkinlerin, gençlere bu konuda iyi örnek olmadıklarını düşünüyorum. İçki içmek, insana çok matah bir nitelik kazandırıyormuş gibi, içki içmeyi yücelttiklerini biliyorum. Böylece gençleri, farkında olmadan içki içmeye özendiriyorlar. Bence, içki ve sigaradan uzak durmayı göklere çıkarsalar da gençleri içki ve sigara alışkanlığından uzak tutsalar daha iyi ederler. Dükkânların önünde çay içip sohbet eden insanlarla rahatça selamlaşabiliyorsunuz. Herhangi bir yardım istediğinizde candan ilgileniyorlar, sorununuzu çözmek için.

    ÂŞIK VEYSEL DE ARGUVAN’DA

Telefon kontörü almak üzere bir yere gidiyorum. O yerde, üzerinde beş lira yazan kontör kartı, altı liraya satılıyor. Bu da “mahrumiyet” bölgelerindeki nakliyeden doğan fark, diye düşünüyorum.  Umarım Türkü Festivali’nde böyle farklı fiyatlarla ürün ve hizmet sunmazlar. Caddenin solunda Hurşit Eren Parkı yer alıyor. Park, ağaçlandırılmış. İçeride bir bölüm, çocukların oyun alanı olarak düzenlenmiş. Çeşmeler yapılmış; banklar masa ve sandalyeler konmuş. Parkta bir güzel değerin, Âşık Veysel’in büstü de var. Arguvan’a Âşık Veysel, Âşık Veysel’e de Arguvan yakışmış, diyorum.

İlçe merkezi, çok geniş bir alanı kapsamıyor zaten. Dolaşırken, Arguvan Ziraat Odası binasının alt katında süt nakliye aracına rastlıyorum. Kapalı alandaki kocaman depodan, nakliye aracına hortumla süt aktarılıyordu. Arguvan’da bir mandıra olmaması, üreticinin emeğinin çok düşük fiyatla dışarıya gitmesine sebep oluyor. Arguvan dağlarında otlayan hayvanların sütlerinin litresinin, 2010 yılı itibarıyla,  kırk kuruştan toplandığını öğrenmiştim. Kentte sütün litresi, Arguvan dağlarındaki sütün litre fiyatının dört katına satılıyordu aynı tarihlerde.

      NAZIM HİKMET’İN BİR ÇINARI BİLE YOK

Ana caddenin sonunda, sağda Arguvan Belediye binası var. Belediye binasının karşısındaki Ziraat Bankası’nın önünde Atatürk büstü göze çarpıyor. Atatürk büstünün yanında küçücük, gösterişsiz bir tabelada Nazım Hikmet Meydanı yazıyor. Dikkatli bakmayan gözlere görünmeyen bir tabela bu da. Azıcık özenli bir tabela yapılsaydı; hiç değilse,  Nazım Hikmet’in, mezarının başına dikilmesini istediği çınarın resmi çizilseydi o tabelaya. Son gidişimde, o beğenmediğim tabela da yoktu yerinde.

Nazım Hikmet Meydanı’nın güneyinde, gözlerden uzak bir yere Âşıklar Anıtı kondurulmuş. Hatta daha ötelerdeymiş de biraz beriye çekilmiş haline rastlıyor benin ziyaretim. Anıtın çevre düzenlemesi çalışmaları sürüyor. Âşıklar Anıtı, anlamsal olarak, kompozisyon olarak çok güzel tasarlanmış. Ortada bir bağlama;  curalar, buğday başakları, bağlamanın çevresinde âşıklar, curalar, buğday başakları,  bir yanda da kucaklarında bir demet çiçekle bir genç kızla bir genç erkek figürüyle kompozisyon tamamlanmış. Anıtın ana ekseninde kullanılan mermer de yeşil damarlı, güzel görünen bir mermer. Arguvan’da her şey saklanmış, gizlenmiş gibi. Caddelerin adlarının yazıldığı tabelalar, meydandaki tabela, parktaki Âşık Veysel Anıtı, işte Âşıklar Anıtı; hepsi gizlenmiş bir yerlere. Gizlenmek, bastırılmış Arguvanlılık ruhumuza mı işlemiş ne?

    ARGUVAN’A KÜLTÜR MERKEZİ YAPMA SÖZÜNÜ VERENLER NEREDE?

Arguvan ilçe merkezi, T şeklinde üç caddeden oluşuyor. On dakikada tüm ilçeyi dolaşabiliyorsunuz. İlçede genel tuvaletler var, lokantalar var, bolca tekel ürünleri satılan büfeler var. Oteli ve öğretmenevi yok. Yetersiz bir tek itfaiye aracı var.En önemlisi, yataklı hastanesi yok. Söz verilmiş; ama sözde kalmış, meydanda olmayan bir kültür merkezi var. Dilim varmıyor kültür merkezi yok, demeye. Tiyatro salonu, saz yapım evi, radyosu, gazetesi, spor salonu, sinema salonu olmayan bir kültür ilçemiz Arguvan.

HOZAN ARGUVAN’IN BAL KAVUNLARI

 

Arguvan’ın toprakları susuzdur. Susuz yerde yetişen kavunları, bal tadında; hele de Narmikân (Yazıbaşı) kavununun tadı da kokusu da baldan farksızdır. Susuz topraklarda inatla yetişen çiçekler de özeldir, güzeldir, kalitelidir. Bu doğal çiçeklerin polenlerinden oluşan Arguvan balları da doğallığı ve kalitesiyle ünlüdür. Güç koşullarda yetişen çiçeklerin kokusu, tadı, Arguvan ballarında kendini gösterir.

HEM ÖKSÜZ HEM YETİM ARGUVAN

Bu güç koşullarda yetişen Arguvan insanı da has insandır. İşte bu güçlüklerle mücadele eden, Arguvan’ın dışında, Arguvan merkezinde ve köylerinde yaşayan insanlar; ayrılığı, hasreti, yoksulluğu, gurbeti, kavuşmayı, sılayı, özveriyi, umarsızlığı, umudu, ölümü de adam gibi yaşamayı becerirler. Arguvan insanı, nerede olursa olsun, bu özelliklerini ve güzelliklerini türkülerinde damıtır. Arguvan türküleriyle hasretini, sazın tellerinde dillendirir. Sazın döşüne işler türküyü, sevilenin zülüfleri diye. Kavgayı barışa, umutsuzluğu umuda, ezilmişliği isyana, sazın bağrında dönüştürür Arguvan türküleriyle.

Kurak, çorak topraklarda bu kadar güzel çiçek, kavun yetişir, bal üretilir de Arguvan toprağında bu kadar değerli insan yetişmez mi? Böyle içten ağıtlar söylenmez, hasret türküleri yakılmaz mı? Bir yüksek okulu olmasa da, hastanesi olmasa da, kültür merkezi olmasa da kültürün kaynağıdır Arguvan. Arguvan, seni uzaktan sevmek de yakından sevmek de aşkların en güzeli…

 

MALATYA -2010      sultankilic44@hotmail.com

 

 

100

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir