Per. Kas 26th, 2020

DSCF1499

 

Bir buçuk saatlik Arapgir yolculuğumuzu, hozan tarlalarının arasından kıvrılan yolları Malatya ve Ermeniler konusundaki anı- söyleşi renklendirdi. Yolculuk, göz açıp kapayıncaya kadar sona erdi. Arapgir’in girişinde, belediye başkanınca görevlendirilen davul zurnayla karşılanan Malatyalı Ermeniler, oynamanın da keyfini çıkardılar.

Ermeniler, yeni köprünün yanındaki bostandan salatalık ve reyhan toplamanın keyfini de yaşadılar. Arapgir’deki Ermeni mezarlığında dua ettiler. İhtişamıyla hayranlık uyandıran görüntüleri şimdi fotoğraflarda kalmış olan, yıkmakta güçlük çektiklerinden dinamitleyerek yerle bir ettikleri büyük kilisenin boş alanında dinamitlenerek izlerinin silinmeye çalışıldığını görmenin dayanılmaz hüznünü de tattılar. İşte o alanın bir yanında atalarının mezar taşlarını, bir bahçenin istinat duvarında görünce hiç şaşırmadılar.

 

Malatyalı Ermeniler Arapgir yollarında

DSCF1492

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, Ermeni konuklarına dağların zirvesinde hitap ederken: “İnsan olarak hiçbirimiz bir diğerimizden üstün değiliz. Birbirimizin kanına değil, kültürüne ihtiyaç duyuyoruz. Kiliselerimizi, camilerimizi, havralarımızı biz yıktık, şimdi de hep birlikte yapacağız.” diyor.

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, tüm konukları Arapgir’in eski ve yeni yerleşim yerlerine gezmeye götürdü. Cömertoğlu, konuksever bir belediye başkanının ötesinde tam bir kültür elçisi, mükemmel bir turist rehberi. Arapgir’deki tarihi eserleri, ipek yollarını, tarım ürünlerini, toprak- su- iklim özelliklerini, eski ve yeni yaşayış biçimlerini, gelenekleri, el sanatlarını, Ermenilerin Arapgir’deki kalıcı izleri ve tartışılmaz katkılarını, dostlukları, yemeklerin hangi yaşam koşullarının gereği nasıl yapıldıklarını… Öyle güzel bir dille anlattı ki, inanmayan insan bu denli içten, inandırıcı ve güzel anlatamaz.

DSCF1508

Kıvrılan yufkanın üzerine dökülen yufkayla buluşan yoğurt ve tereyağından oluşan ‘sırın’ın yoğun çalışma temposundaki Anadolu kadınının yaşamı kolaylaştırıcı yemeği olduğunu… Arapgir teveğiyle sarılan sarmanın lezzetini… Un, yumurta ve sütün çırpılarak kızgın sacın üstüne akıtılmasıyla pişirilen ‘akıtma bicik’ in Fransa’ya giderek ‘krep’ adını aldığını, bu yemekleri konuklarına ikram ettiği sırada anlattı. Arapgir merkezindeki tarihi Millet Han’ın avlusunda konuklarına ikram ettiği yemekleri tanıttı Haluk Cömertoğlu.

Cömertoğlu’nun eşinin çabalarıyla Arapgirli kadınlar, eski el zanaatlerinden culfalığı (dokuma) yaşatmaya çabalıyorlar. Siyah- beyaz, pembe- beyaz kumaş şeritlerinden yolluklar, çantalar dokuyarak satışa sunmuşlar.

DSCF1516

ARAPGİRLİ ERMENİLERİN MANUSA DOKUMACILIĞI

 

Arapgir ilçesinde el tezgâhlarında kumaş üretimi olarak bilinen ve 50 yıl öncesine kadar halkın geçim kaynağını oluşturan ‘manusa’ dokumacılığı, makineleşme sonucu unutulup gitmiş. Ermeni soykırımından arta kalan, özellikle Ermeni kadınlar, 1950’lere kadar manusa dokumuşlar. Çok az kalan manusa dokumacılarının ölümleri ve makineleşmeyle birlikte yok olmaya yüz tutan culfacılık da yok olan değerler listesine yazılmış.

 

Arapgirli Ermeniler, manusanın çözgüsünü, kumaşın boyamasını hazırlarlar, kumaşları dokunmak üzere Türk evlerine dağıtırlarmış. Hatta bir evde bir değil, birden çok tezgâh kurulurmuş. Halk arasında da bu dokumaların yapıldığı tezgâhlara ‘kuyu’ denirmiş. ‘Kuyu dokudum’, ‘kuyu aldım’, ‘kuyu verdim” gibi ifadeler kullanılırmış. Manusa dokumacılığı Arapgir için çok önemli bir ekonomik kaynağıymış. Kışın yoğun geçtiği aylarda evlerdeki bir veya birkaç tezgâhta manusa dokunur ve ailelere de önemli ekonomik katkı sağlarmış.

Manusa dokumacılığının düz dokuma ve desenli dokuma olmak üzere iki çeşidi olduğunu öğreniyorum. Desenli manusa daha emekli olduğundan daha değerliymiş. Arap dudağı ve potikli, manusa dokuma çeşitlerinden bazılarıymış. Arap dudağının; lacivert zeminli, yaklaşık bir santim arayla parelel beyaz çizgileri olurmuş. Potiklinin ise iki topu olurmuş: Biri ana manusa için, biri de potik için. Yani manusanın içindeki ana desen için. Makuk ( mekik ) gidip geldikçe şakkıduk şukkuduk sesler çıkarırmış. Bir zamanlar tüm Arapgir’den dokuma tezgâhlarının o güzel sesleri yükselirmiş.

dokuma

İplerinin kalıcı, doğal kök boya oluşuyla da kalitesi artarmış. Ermenilerin Arapgir’den zorunlu göçle sürülmelerinin ardından manusa dokumasının da sonu gelmiş.

DSCF1097

Arapgir Postası gazetesi de yarım asırdır sürdürdüğü sıladan gurbete hasret elçiliğine devam ediyor Arapgir’de.

DSCF1521

ŞEPİK’TEN PAPKEN YETEROĞLU

 

Millet Han’ın avlusunun çıkış bölümünde bir hareketlilik görünce o yana yöneldim. Kirkor Yeteroğlu’nun babası gelmiş, dediler. İstanbul’da yaşayan Arapgirli Şair Kirkor Yeteroğlu’nun babasını görmek için iki yıl önce Arapgir’in Şepik köyüne gitmiştim. Kız kardeşi ve yeğeniyle görüşebilmiştim. Doksanlık delikanlı Papken Yeteroğlu’nun bağlara çalışmaya gittiğini öğrenmiştim. Şimdi, işte hiç ummadığım bir anda karşıma çıkmıştı. Sanırım Arapgir belediye başkanı düşünmüştür Papken Yeteroğlu’nu bu toplantıya davet etmeyi. 150 kişilik bir Ermeni gruba, Arapgir’de de Ermeni yaşıyor gördüğünüz gibi, diyebilmek miydi amaç?

Çok zayıf, uzun boylu, belli ki gençliğinde daha da uzunmuş boyu, hüzünlü mavi gözleriyle Papken Yeteroğlu. İstanbul’dan gelen konuklardan birkaçı da akrabasıymış. Sıcak kucaklaşmalar gerçekleşti Arapgir’in Millet Hanı’nın avlusunda.

Hani, derler ya 1915’te asıl katleden Ermenilerdi, asıl katliamı Ermeniler gerçekleştirdi, diye. Madem Ermeniler Türklerin, Müslümanların soyunu kurutmak üzere katliam gerçekleştirdi, niye şimdi koskoca ilçede hepi topu üç Ermeni yaşıyor? O tarihlerde Arapgir’in nüfusu, çevresindeki illerden daha fazlaymış. Bu yoğun nüfusun da yüzde sekseni Ermeni’ymiş. Soykırım olmadıysa nereye saklandı bizim Ermeniler?

DSCF1527

Sultan Kılıç- Malatya                       sultankilic44@hotmail.com

 

 

244
One thought on “Arapgir’in son Ermenileri ve manusa dokumacılığı”
  1. Yazınızı okudum,elinize yüreğinize sağlık. Yalnız tarih bilginizi biraz araştırma ile tazelemeniz taraftarıyım. Bu topraklar için ne savaşlar oldu, ne kanlar döküldü. Bu kıran kırana dönemlerde müslüman Türklerin değilde sadece Ermenilerin öldüğünü sanırım söyleyemezsiniz. Rusya’nın Ermenileri örgütleyerek ve belki de kandırarak Ermenilerin müslümanları nasıl katlettiği kesinleşmiş bir şeydir. Karşılığına müslüman Türklerin tamam biz size dokunmayalım siz bizi öldürmeye devam edin demesini nasıl beklersiniz. Kardeşçe yaşamış Ermeni ve Türkleri birbirine kırdıran Ruslardır malesef. Ben 35 yaşındayım. Ben küçükken anneannemin Arapgir’de harika Ermeni komşuları vardı. Yani tüm olanlara rağmen sonrasında bile kardeşlik devam etmiştir. Özet olarak tarihte ve hala, dışarıdan Türkiye üzerine oynanan bir yığın oyundan biridir. Tüm yaşayan yaşlılar gibi yaşlı Ermeniler de Arapgir’in geçmişidir. Öyküsüdür. Allah hepsine uzun ömürler versin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir