Cum. Mar 5th, 2021

 

 

Fikri Demirtaş

fikridt@hotmail.com

 

İnsanoğlunun son yolculuk yeri mezarlıklar buradan kaçış yok…

Ölünün içine defnedildiği üzeri toprakla örtülü çukura gömüt, sin,  mezar, metfen, kabir, makber denilmektedir.

Mezar taşı; Tarih ve sanat bakımından önemli birer vesika teşkil eden bu taşlara şahide (orada yatanın kim olduğuna şehadet eden manasına) denilir.

Taşlar, gerçekten mezar taşları da dâhil olmak üzere bu topraklarda yaşayan medeniyetlerden, kalma yadigârdır ve bunlar o bölgenin tarihi hafızasıdır. Mezar taşının tarihi anlamı büyüktür. O bölgenin tarihini, dinini, inancını, kültürünü çıkarmak istiyorsak da yine bu taşlara bakacağız.  Taşlar bir kütüphanedir. Okumasını bilen insanlar için, bakmasını bilen insanlar için çok şeyler ifade ederler.

Arap dünyasında mezar taşı yoktur.  Ölünün toprakla bütünleşmesi ve zaman içinde kaybolması istenir. Kutsanması günahtır. Mezarlara taş dikilmesi ve bu taşın sanat eseri hâline getirilecek kadar süslenmesi İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da görülmektedir.

Vehhabi- Selefîliğin mezar yıkıcılığının arkasında İslam’ı bidatlerden arındırma değil aksine İslam maskesi altında diğer milletlerin hafızasını yok etme asimilasyon stratejisi vardır. Bu strateji vatansızlaştırma ve kültürsüzleştirme daha doğrusu Araplaştırma, çölleştirme amacına yöneliktir…

Türklerde mezara taş koyulmasının ve birtakım sözler yazma geleneğinin.  İslam’dan çok önce başladığını bilmek gerekir.

Türk kültürünün geçmişini aydınlatan pek çok ipucunu Orhun Kitabelerinde, Selçuklu ve Osmanlı mezar taşlarında bulmak mümkündür. Türk sanatı tarihinde önemli bir yere sahip olan mezar taşları başta Hun Devleti olmak üzere Göktürk, Uygur, Karahanlı, Gazneli, Selçuklu ve nihayet Osmanlı Devleti gibi Türk devletlerinin hepsinde var olmuştu.

Anadolu coğrafyasında başka medeniyetlere, dinlere ( pagan, semavi dinler Yahudilik, Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslamiyet ) ait mezarlıklar, yapılan arkeolojik kazılarda çıkartılmıştır. Müzelerde, açık hava müzelerinde sergilenmekte. Günümüzde bahsedilen bu semavi dinlerin ayrı ayrı mezarlıkları vardır. Mezar taşlarına yazılar, fotoğraflar, heykellerle düzenlemeler yapılmaktadır.

Kızıbaş- Alevi inancı

 

Alevilik, tek bir milletin, tek bir coğrafyanın, tek bir din ve mezhebin içine sığmayacak kadar büyük ve evrenseldir.

Aleviliğin inanç kökleri de, zengin kültür mirasının beslendiği asıl kaynaklar da semavi dinlerden binlerce yıl önce yeryüzünün değişik bölgelerinde ve Anadolu coğrafyasında yapılan arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkıyor.

Aleviliğin insanlık tarihi kadar eski olduğu gerçeği mezar taşları üzerine çizilmiş çizim ve sembollerin sırrı bize Alevilik inancı ve mitolojisi hakkında birçok şeyi öğretecektir.

Kızılbaş – Alevi  / Işık Taifesi bütün tarihleri boyunca, Semavi dinlerden Yahudilik, Hıristiyanlık, İslam “Sünni İslam, Şii İslam “la bağdaşmamayı başarmış bir dizi, heterodoks inanış.

İslam içinde eritmeye-tek tipleştirmeye yönelik ilk kez planlı programlı Yavuz ve Şah İsmail döneminde başlamıştır. İki tarafında amacı politiktir. Şii olan İran Devleti’nin Anadolu’daki etkinliğinin kırılması için Şah İsmaile bağlı Alevilerin yok edilmesidir. Devrin Osmanlı Şeyhül İslamları İbn Kemallerin, Ebu Suud efendilerin fetvaları ile Aleviler kâfir ilan edildiler. Alevilerin katli vacip malı helal kılındı.

Osmanlı Devletinde Hace Bektaş’ın Postuna Balım Sultanı oturtarak Sünni  Asimilasyona  başlanmıştır.

Alevilik hayatta kalabilmek için tarihten gelen inançlarını bağlı kalmakla birlikte yeni bir İslam yorumu sunmaktadır. Hz. Muhammed’in ölümünden itibaren, Hz.Ali ve Ehlibeyt, Kerbela ve On İki İmam taraftarı ve savunucusu olmuştur.

Anadolu’da yaşayan Türk, Kürt, Zaza Kızılbaş- Aleviler Şii- İran, Sünni Arap inanç ritüellerini yapmasalar da bunların kültürlerinden inançlarından etkilenerek Ehl-i Beyt’in Arapça adlarını kullanmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün,  Hz. Ali ve On İki İmamın fotoğrafları, Arap harfleriyle yazılmış levhalar,  Zülfikar ( Hz. Ali’nin kılıcı ) Cem evlerini ve evlerini süslemişlerdir.

Asimilasyon etkisi zaman içinde

Alevi öz İnanç ritüelleri içinde, yapılan cemlerde, türbelerde, mezarlarda ana dillerinde Arabi, Farsi dillerin etkisi, İslami yorumlar, simgeler görülmeye başlamıştır.

 

Semavi dinlerin yüzlerce yıldır baskı, karalama, şiddet ve katliamlar altında yüzyıllarca gizlenmek, takiyye yapmak,  ya da örtünmek zorunda kalan farklı ırk ve dillerde olan Aleviler,  inançlarını yol önderleri ve ozanlarıyla bir yandan deyiş, gülbenk / gülbang, beyit gibi sözlü şekilde dilden dile ulaştırmış, diğer yandan Ayin-i Cem, Semah, Gülbang /Musahiplik gibi kavramlarla ritüellerine işlemiş ve aktarmış, aynı şekilde de çeşitli sembollerle ifade ederek günümüze kadar taşımışlardır. Çeşitli sembol ve şekillerle ifade ettikleri inançlarını bugünlere kadar taşıyan Aleviler ve Aleviliğin en önemli belge ve bilgilerinden birisi de mezar taşlarıdır. Aleviliğin geçmişini aramak isteyenler Alevilere ait mezar taşlarında gizli olan bu hazineleri keşfetmeli ve anlamaya çalışmalı…

 

Hakka yürüme erkânı

 

Hakka yürüyen cana hizmet verecek olan Dede, Pir, Ehil kişi ilk önce aileden bu hizmeti yürütmek için rızalık alır. O yörede konuşulan dil ne ise Kürtçe,  Türkçe,  Zazaca o dilde hizmet yapılır.

Hizmeti yürütecek olan Can cemevinde hakka yürüyen canın tabutu baş batıya gelecek şekilde konur. Etrafında yarım ay şeklinde cemal cemale (yüz yüze) gelecek şekilde toplanılır. Hizmete başlanılır. Hizmet yürüten can, telefonların sessize alınması bir buranın hak meydanı olduğunu yaşarken hangi inanç ritüelleri uygulanıyorsa Hakka yürüme erkânında aynı rütüllerde olacağını, bu erkânın aynı zamanda cem erkânı olduğunu onun içinde hizmete başlamadan önce rızalık ister. Rızalık aldıktan sonra Çerağ uyandırılır. Nefesler söylenir daha sonra hizmet yapılır. İstenirse Mezarlıkta da sırlamadan önce can mezara konulmadan nefes söylenir. Daha sonra sırlama yapılır. Orada da yapılması gereken hizmet devam eder.

Hakka yürüme erkânı için

Devriye deyiş ve semah örnekleri.

Cihan var olmadan ketmî âdemde,

Vahdetname

Haktan Gelirim

Kim Bilir

Lâ mekan elinden bir nişan iken

Lâ mekan elinden misafir geldim

Türlü renge boyandım

Geldi geçti ömrüm benim

Bir kandilden bir kandile atıldım

Dostlar beni hatırlasın

Ölüm ölür, biz ölmeyiz

Mezar kültürü

 

Mezar kepçe veya elle, en az 1,5 metre derinlikte,  kazılan bir çukurdur.

Alevilikte ışık güneş kutsandığından, geleneksel olarak mezarın Gün doğumu ve Batımı yönünde “evrensel çark nizamı”  yönünde kazılması ve cesedin başı gün doğumunu görecek şekilde batıya konulması bir gelenektir.

Mezarı kaldıra bilmek için toprağa sır edilen bedenin üzerine kar yağmış olması gerekiyor, çünkü mezar toprağının oturması gerekiyor ki mezar kaldırıldıktan sonra çökmesin.

Mezarlar özelikle de “mezar baş taşları”, hakka yürüyenin kim olduğu, ne zaman doğup hakka yürüdüğü (öldüğü) dışında, o kişinin inancı kimliği ileriye yönelik mesajlarını, resim,  semboller içermesi Alevilikte bir gelenektir.

Ad soyad,

Dünyaya geldiği tarih.( D.T…..)

Hakka yürüdüğü tarih ( Hakk.Y.T….)

Devri daim olsun.

Mezar yaptıranlar isterlerse Hak yoluna uygun kendi ana dillerinde şiir, söz ve deyimler yazdırılır. O canın fotoğrafı, sevdiği Aleviliğin bazı simgelerini yaptırırlar. Mezarın başına ağaç dikerler.

Alevilik doğayı kutsayan bir inançtır, baş taşı önemlidir, mezarın diğer bölümlerinde mümkün olduğunca az taş, mermer kullanılmalı, beton mümkün oldukça hiç kullanılmamalıdır.

Alevilik inancında mezar taşlarına sembol olarak saz olan semah dönen insan figürleri (Pir Sultan) turna, güvercin, Anka vs. kuş, güneş,  yıldız, 12 burç, gül, çiçek, el-beşparmak, mum, ışık, ay, kandil, Süleyman mührü, bağlılık mührü, teslim tası, hayat ağacı, çarkı felek, koç heykeli, testi, ibrik, sini, kılıç ya da kama, terazi, el, silah / tüfek, tabanca, asa, at, Ege ve Akdeniz Türkmen ve Tahtacılar da kazayağı şekli bulunan mezar taşları mevcuttur.

Bazı mezar taşlarında koç, koyun ve insani şekillerle yontulmuş heykeller kullanılmış bazılarında ise lahit, levha ve dik sütunlar şeklinde yapılar mevcuttur.

Semavi dinlerin mezarlarında dinin genel sembolü olan, haç işareti, Davut yıldızı veya İslami mezarlarda hilal ay, Arapça yazı, ruhuna Fatiha gibi yazı ve semboller yer alır.

Alevi mezarlarında bunlara ve “Ruhuna Fatiha”, “Hüve’l-Bâkî veya İslami şiddeti çağrıştıran Zülfikar kılıç gibi İslami sembol ve yazılara kesinlikle yer vermezler. Bazen Alevi mezar taşlarında azda olsa ” Ruhuna Fatiha” yazısı görülmüştür. Mezar sahiplerine sorunca bilgileri olmadan Mezar yapanların yazdığını söylüyorlar.

Kadim inanç Alevilikte hayat ağacı motiflerine Alevilerin mezar taşlarında çoklukla rastlanmaktadır.

Ağaç (ardıç ve selvi gibi) kutsallaştırılmıştır. Mezar ve ziyaretlerin çevresinde ağaçlar dikilmiş ve korunmuş hiçbir şekilde zarar verilmemiştir.

Agaç; dört elementle ilişkilidir.

Toprakla beslenir, kökleri topraktadır.

Su ile yaşar, yağmur ve suyun oluşmasına katkı sağlar.

Oksijen üretir, havayı temizler.

Yanar, ateşi oluşturur, ocağın sönmemesini sağlar.

Alevilikte asıl hedef, doğayı ve canlıları incitmeden onlarla birlikte yaşayarak kâmil insan olup rıza şehrinde yaşamaktır.

Anadolu’da Türk bayrağının altında şehit olan,  ölen,  hakka yürüyen herkes ırkı, dili ne olursa olsun, Alevi’si, Sünni’si, Şii’si ile ister camide ister cem evinde cenazesi kaldırılsın aynı mezarlığa defnedilir. Ölülerinin bile birleştiği, yan yana yattığı bu topraklarda yurt içinde yurt dışında özellikle Avrupa devletleri, Arapların, İranlıların / Farsların beşinci kol faaliyetleri her türlü ideolojik, mezhepçi, manevî yıkıcı çalışmalar yapıyorlar. Yakın zamanda gün geldi Aleviliği Luvilere bağladılar, gün geldi Göbeklitepe’ye bağladılar… Daha o kadar çok yere bağladılar ki Aleviler hallaç pamuğu gibi dağıldı…

Alevilerden etnik bir grup yaratmaya çalışmak, dirilerini  ölülerini ayırmaya çalışmak kimseye yarar sağlamaz…

Bugün Türkiye’de “eşit yurttaşlık” ve “eşit muamele”; Anayasa ve kanunlarda tanınıp kabul edilen iki önemli kavram olmakla beraber, pratikte yeterli şekilde karşılık görememeleri nedeniyle, toplumda çözüm bekleyen sorunlardan biri haline gelmişlerdir.

146

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir