Çar. Eki 28th, 2020

Emine Özşahin 4

 

 

Sultan KILIÇ

 

 

Maraş Kız İlköğretmen Okulu’nun parasız yatılı öğrencileri olarak Amerika’nın biz yoksullara armağan ettiği peynirlerle tanışmıştık. Sarı, tuhaf tadı olan Amerikan peynirlerini yemezdik. Bunların Amerika’nın gönderdiği peynirler olduğunu duymuştuk. Okulun dışında da şimdiye kadar o sarı peynire rastlamış değilim.

Sarı plastik görünümlü peynirin kokusuna ve tadına bir süre sonra alışır olmuştuk. Önceleri pek garibimize gitse de açlık, insanı alıştırıyor. Bu garip tatlı, tuhaf kokulu sarı peynire zorunlu olarak alıştık ama… Bir kere bunun Amerika’nın Türkiye’ye hediyesi olduğunu duyduk ya…

Amerikan emperyalizmine de gıcığız. Yemeyince de aç kalkıyoruz masadan. Yine de kendimizce siyasi tavrımızı ortaya koyma savaşı veriyor, yemiyoruz sarı peyniri. Ama emperyalizme tepkimizi böyle gösterdiğimizi sanarak sarı peyniri yememeye, masada bırakmaya karar verdik bir kere. Tüm öğrenciler değil tabi, bir grup öğrenci olarak kendi kendimize güya tepki gösteriyoruz.

 

KIRMIZI BİBER SERGENDE

Kimin umurundaysa? Sanki Amerikalılar ya da Amerika peynirini burnumuza dayayanlar, peynirlerini yemediğimizi görecekler. Görüp de karalar bağlayıp yas tutacaklar. Tavşan dağa küsmüş misali de olsa o zamanki tepkimizi, inanarak böyle gösterirdik. Daha doğrusu, tepki gösterdiğimize inanarak kendimizle gurur duyardık. Az şey mi, insanın kendisiyle gurur duyması? İnandığı bir dava uğruna tutarlı davranması, özveride bulunması? Gücümüz, ancak kendi canımıza yeterdi. Aç kalırdık, Amerikan emperyalizmini protesto etmek uğruna.

Dört kişilik masalara galiba 12 tane zeytin konurdu. Kişi başı üç zeytin. Evimizde bir tanecik zeytin yemeyen, zeytin de kahvaltılık mıymış diye burun kıvıran ben, Maraş’ta masaya sayıyla konan bu zeytinlere bayılıyordum.

Bir de ekmeklerin içerisi kızarmış, küçük hamam böcekleriyle dolu olurdu. Ekmekleri de yiyemezdik, bayağı bir aşılanmıştık açlığa karşı. Ailelerimizle paylaşmazdık olumsuzlukları; paylaşsak da o zamanlar aileler, müdahale edecek cesareti bulamazdı gibime geliyor.

 

Maraş, 1919-20 Tarhana

 

YEŞİL SOĞAN, HAŞLANMIŞ YUMURTA, MARAŞ BİBERİ

 

Okulun giriş kapısının önünden geçen yolun karşısında evler vardı. Bu evlerde de aileler yaşardı. Evlerden birinin altındaki dükkânda başka şey satılmazmış gibi kalmış aklımda. Biz sadece, içerisinde haşlanmış yumurta ve yeşil soğan olan yarım somun aldığımızdan mıdır? Belki o nedenle o dükkânda başka şey satılmazmış gibi geliyordu bana.

Okulun hemen karşısındaki dükkâna bile izinsiz gidilemezdi, tüm idareci odalarının pencerelerinden görülen yere. Bir kişiye birer liralar verilir, o kişi nöbetçi öğretmenden izin alarak pek çok kişiye yumurtalı somunu getirirdi ya da nöbetçi öğrenci yollanırdı bunun için.

Sınıfça okulun derslik bölümlerinin genel temizliği yapılırdı. Herkes kendi sınıfını temizler, nöbet sırası gelen sınıfın tüm öğrencileri de koridor camları dâhil tüm koridorları yıkardı. İdari kattaki tüm odalar temizlenirdi. Bir de yemekhane nöbeti vardı. Yemekhane nöbetçileri, öğrencilerin ve öğretmenlerin masalarını hazırlardı ki dersten ya da etütten çıkar çıkmaz kahvaltı ya da yemekler, masada hazır olsun.

 

maras-dondurmasi-

 

MARAŞ TARHANASI, DONDURMASI, ÇEMENİ

 

Dondurmanın taş gibi olduğunu, satırla kesilebildiğini ilk kez Maraş’ta görmüştük. Güz mevsiminde ve yaza doğru her çarşı iznimizde Maraş dondurması yemeden okula dönmezdik. Yiyenin hem dişlerine hem de diline hitap ederdi, nefisti Maraş dondurması.

Bir de Maraş tarhanası vardı ki tandır gibi, pestil gibi ince tabakalar halindeydi. Çerez niyetine çıtır çıtır yerdik. Ekşi oluşu, Malatya’nın tarhanasıyla ortak yönüydü. Damağımız, bu tada yabancı değildi; ama ince tabakalar halinde oluşu, kuru kuru yenmesi, yerken çıtır çıtır ses çıkarması ayrı bir güzellikti. O zamanlar tarhana, çarşıda satılır mıydı farkında değildik. Ama bize gündüzlü okuyan ve evci çıkan Maraşlı arkadaşlarımız getirirdi.

Maraşlı arkadaşlar, bir de çemen getirirlerdi. Sarmısaklı acı biber salçasıydı çemen denen şey. Ben hiç tadına bakmamıştım ama ekmeğe sürüp bayıla bayıla yiyen pek çoktu.

 

maras

 

sultankilic44@hotmail.com

 

106

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir