Pts. Eki 26th, 2020

Maraş yanıyor otuz beş yıldır

Maraş katliamının 35’inci yıl dönümünde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Songül Tunçdemir basın açıklamasında:

“Bundan 35 yıl önce Maraş’ta şeriatçı, gerici, faşist güçler, insanlık dışı bir katliamı, Devletin ve güvenlik güçlerinin gözetiminde hayata geçirmiştir. Çorum’da, Maraş’ta yaşanan vahşetlerin bir devamı olarak gerçekleşen Sivas ve Gazi katliamı da  ülkemizin ve halklarımızın umudu ve aydınlık geleceği olan tüm insanlarımıza yönelik yapılmıştır.

19 Aralık 1978’de başlatılan ve 24 Aralık 1978 tarihinde sona eren ve doğrudan Alevileri hedef alan Maraş katliamının üzerinden tam 35 yıl geçti. Tam 35 yıl önce, Maraş’ta eli kanlı katiller, önceden çarpı işaretleri ile işaretlemiş oldukları evlerde yaşayan Alevilere baltayla, sopayla, otomatik silahlarla, yanıcı maddelerle, Hitler faşizmini aratmayacak bir vahşet yaşattı. Tam beş gün boyunca kadın çocuk demeden linç, tecavüz ve işkence yapılmış, hamile kadınların karınları balta ile deşilmiş, evler yanıcı maddelerle ateşe verilmiştir. Kundaktaki bebekler boğazlamış, insanların gözleri şişlenmiştir.

Bu zulüm tam 5 gün sürmüştür. Güvenlik güçleri her katliamda olduğu gibi bu katliamda da gerekli önlemleri almamıştır. Devletin resmi kayıtlarına göre, “111 kişi katledilmiş; binden fazla kişi yaralanmış; 552 ev, 229 işyeri tahrip edilmiştir. Katliamla ilgili olarak 804 kişi hakkında dava açılmış ancak çeşitli indirimlerle, beraatlarla, katiller serbest bırakılmış ve kanlı Maraş dosyası sessizce kapatılmıştır. Yani katliam meşru görülmüştür. 35 yıl içinde katliamın gerçek suçluları ve onların arkasındaki karanlık güçler ortaya çıkarılmadığı gibi katliama karışan birçok kişi, milletvekili ve iş adamı yapılarak adeta ödüllendirilmiştir.

Katliamcıların amacının 12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamanın yanında, halklar ve inançlar bahçesi olan Maraş’ta Alevi, solcu, demokrat insanları kıyıma uğratmak ve sağ kalanları da baskı, sindirme, korku psikolojisi ile göçe zorlamaktı. On binlerce Alevi, canını kurtarmak pahasına, birikimini, anısını, varlığını, hatta ölüsünü dahi bırakarak Maraş’ı terk edip büyük kentlere ve çeşitli dış ülkelere sığınmak zorunda bırakılmıştır. Evlerine, tarlalarına el konulmuştur. Böyle büyük ölçekli bir senaryonun devletin derin güçlerinden icazet alınmadan yapılması mümkün değildir. Zaten katliamda baş aktörün “DERİN DEVLET” olduğu yıllar sonra Başbakanın çekmecesinden çıkan “bilgi notu”nda da anlaşılmadı mı?

Bütün katliamların üzerini örtmeyi ve katliama, katliam denmesini, katledenlerin anılmasını bile engelleyen siyasi iktidar, şu ana kadar yapılan katliamları ağızlarına almadıkları gibi, Maraş katliamını da ağızlarına almayarak, üzerini örtmeye çalışmaktadır. Siyasi iktidarın kendi vatandaşına, Alevi olduğu için beslediği kindar, dindar, ayrımcı, inkârcı, asimilasyonu ve katliamcı zihniyet bugün hala devam etmektedir. Maraş’ın acısı tıpkı Çorum gibi, tıpkı Sivas gibi, tıpkı  Dersim gibi tazedir. Sivas’ı, Çorum’u, Maraş’ı, Dersim’i, Roboski’yi, Hrant’ı unutmayacağız, unutmak ihanettir.

 Biz Aleviler ve vicdan sahip kamuoyu Maraş katliamının 35. yılında Maraş’ı unutmadık, unutmayacağız. Türkiye’nin imhâcı, inkârcı ve ayrımcı zihniyetiyle yüzleşmesini talep ediyoruz ve bunda ısrarlıyız. Maraş katliamı; İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu suçun bir numaralı sanığı devlettir.

Farklı kültürlerin bir arada kardeşçe yaşaması için sorumlulardan hesap sorulmalıdır. Maraş Katliamı Dosyası yeniden açılmalıdır. Dava yeniden görülmelidir. Unutmak demek kabullenmek demek, unutmak demek yeni katliamlara davetiye çıkarmak demek, unutmak demek insanlığa, kardeşçe yaşama arzusuna ket vurmak demek. Biz bu nedenle diğer katliamları olduğu gibi Maraş’ı da unutmayacağız, unutturmayacağız…” dedi.

Sultan KILIÇ

46

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir