Çar. Eki 28th, 2020

 

Sultan KILIÇ

Malatya’nın Nuriye Mahallesi Abbas Efendi Sokağından ne zaman geçsem, bu sokağın camisinin önünde adeta çakılır kalırım. Bunca beton heyulanın, sevimsiz apartmanın arasında kalmış yaşam alanıdır. Soluk alınabilecek ortamdır bu alan. Malatya’nın dokusundan, eski sıcaklığından bir parçadır bu alandaki kerpiç cami. Bu alanda sıkıştırılıp yok edilmek istenen yapılardan biri de yüz yılı aşkın bir süredir ayakta duran, insanlara ibadet olanağı sunan Abbas Efendi Camiidir.Malatya’daki Ahşap kerpiç camiinin güzel bir örneğidir.

 

100 – 120 yıllık kerpiç camiinin kitabesi bulunmuyor. Tek şerefeli, ahşaptan yapılmış güdük minaresiyle mütevazılığın son örneklerinden biri. Eskiyen ahşap minaresinin bundan elli yıl kadar önce indirilerek imha edildiğini, onun yerine bu ahşap minarenin konduğunu öğreniyorum cami yaptırma derneği üyelerinden. Cuma namazı öncesi ve sonrasında hem camiyi inceliyorum hem de ilgililerden bilgi alıyorum.

 

 

Cemaatin en fazla olduğu cuma namazı öncesi ve sonrası orada olduğum halde aman aman bir cemaat göremedim. Kent merkezindeki bu şirin cami, yüz yıl öncesinin az nüfuslu Malatya’sına göre oldukça büyük olsa da şimdi dışarıya taşan bir cemaat de yok. Asma katıyla en az yüz kişinin namaz kılabileceği camiye otuz kişi ancak gelmişti. Cemaate yetmiyor, bahanesini anlaşılır bulmadım.

 

Çok eski, yıkıldı yıkılacak gerekçesine gelince, caminin içi oldukça bakımlı durumda. Dış duvarları da güzelce samanlı çamurla sıvansa, çatısı aktarılsa bir yüz yıl daha Malatya’ya eski sıcaklığını yaşatır bu yapı. Taşlardan örülmüş temel üzerine 70- 80 santim kalınlığındaki duvarlarıyla, hiç esnememiş tavan direkleri ve tavan direklerini destekleyen ağaç dikmeleriyle sapasağlam bir yapı oysa.

 

Yapı çatladı, cemaate dar geliyor bahane mi?

 

 

Cami cemaati öyle hevesle anlatıyor ki sanırsınız yeniden yapmayı planladıkları beton cami, bir saray olacak. Soğuk bir taş heyula dikecekler o mekâna. 144 metre karesi Abbas Efendi Cami Vakfı’nın, 160 metre karesi de izale-i şuyu işleminden dolayı vatandaşın hakkı olan cami yerinin devir işlemini de tamamlamışlar. 2014’ün Nisan Mayıs aylarında kerpiçten yapılmış asırlık Abbas Efendi Camiini yıkacaklarını ifade ediyor dernek üyeleri.

 

Caminin taştan örülen temeli üzerine iki ana bir kuzu kerpiç duvarlar örülmüş; duvarların kalınlığı pencere içlerinin genişliğinden de anlaşılmaktadır. 8.00 x 8.00 m kapalı alanı bulunan kerpiç caminin tavanı da ahşap. Beş altı metre civarındaki duvar yüksekliğiyle oldukça ferah bir mekân oluşturulmuş. Betonarme yapılardaki sütunların görevini burada ağaç direkler üstlenmiş. Son cemaat yerinde iki ağaç direk, ana aksamı desteklerken asma katın altında da bir sıra direk, asma katı güçlendirmekte. Damın üzerine çatı ise sonradan yapılmış, oluklu kiremitler kullanılmış çatıda. Kerpiçten örülmüş tek ve büyük bir bacası olan cami halen sobayla ısıtılmakta. Isıtma sorun olmamakta; çünkü kerpiç bina yazın serin kışın sıcak tutuyor, diyor ilgililer.

 

 

Kuzeydeki kanatlı kapıdan girince tam karşıya, güney duvarına mihrap, mihrabın doğusundaki köşeye ahşap minber, onun yanına da vaaz kürsüsü yerleştirilmiş. Yerlere halılar serilmiş. Kuzeybatı duvarına yakın büyükçe bir soba kurulmuş.

 

Abbas Efendi Camiinin batısından Abbas Efendi Sokağı, adı şimdi Kerkük Sokağı olarak değiştirildi, güneyinden de Ağcolar Sokağı geçiyor. Caminin batı duvarında iki, güneyindeki Ağcolar sokağına bakan duvarında dört penceresi var. Doğu duvarı penceresiz; ama duvarda birkaç künk ağzı görülüyor, havalandırma için konmuş olabilir; ısınma bacası tek ve büyükçe ve çatıdan yükseliyor. Kuzeydeki ana kapının doğusunda da iki pencere bulunmakta.

 

Kerpiç üstü ahşap minare ve koca çınar ağacı

 

Avlu duvarı da taş temelin üzerine kerpiç örülerek yapılmış, üç metreden fazla yükseklikte. Avlunun kuzey duvarına bitişik, ortak duvarlı kerpiç yapı yıkıldığından caminin avlu duvarı yıkık dökük duruyor. Oysa bu kalıntılar, bitişik yapının izleri. Yoldan avluya giriş kapısı, demirden olup sonradan yapılmış. Avlu demir kapısının kuzeydoğu köşesinde taş temel üzerine örülen üç metrelik kerpiç kaidesinin üzerinde tek şerefeli ahşap güdük minaresi yükseliyor. Minarenin yanında büyük, sapasağlam bir çınar ve avluda iki de fidan yaşamakta.

 

 

Yapının kuzey doğusuna ek bölümler sonradan yapılmış. Alt kata tuvalet ve aptes alma yeri, üst kata da imam konutu yapılmış; ama imam bu konutta kalmadığından ihtiyaç halinde cemaatin ibadetine sunulabilecek şekilde düzenlenmiş.

 

Caminin kuzeyindeki boş arsaya araçlar park edilmekte. Doğusunda camiye ait bir bahçe var; ama bahçeye herhangi bir ağaç dikilmemiş ya da dikilmişse bile şu anda boş durmakta. Abbas Efendi’nin üçüncü kuşak torunlarından 75 yaşındaki Mehmet Şam’dan edindiğim bilgiye göre caminin doğusundaki bahçede bir zamanlar emme basma tulumbalı kuyu bulunmaktaymış. Mahalleli bu kuyudan su taşırmış, evlerdeki sular kesildiğinde ya da kışın suları donduğunda. Yıllar önce bu su kuyusunu taş ve toprakla doldurarak iptal etmişler.

 

İkinci Dünya Savaşı’nda asker yerleşmiş

 

Mehmet Şam’ın ifade ettiğine göre devlet, 1940’lı İkinci Dünya Savaşı yıllarında birçok cami ve kiliseye olduğu gibi Abbas Efendi camiine de askeri malzeme koymuş birkaç yıllığına. Asker, camiyi boşalttıktan sonra tabandaki tahtaların arasında arpa görmüş büyüklerimiz. Atların ve askerlerin yiyeceklerinden tahtaların arasına dökülenler dikkatlerini çekmiş, bunları bize anlatırlardı, diyor torun Şam.

 

 

Abbas Efendi ailesinden Hakkı Onbaşının Abbas Efendi Vakfı’nı kurduğunu, caminin 1900’lü yılların başında yaptırılmış olduğunu, yaklaşık 110- 120 yıllık kerpiç cami olduğunu da sözlerine ekliyor.

 

Bu mahalleye neden Nuriye Mahallesi dendiğini de mahalle muhtarı Nurettin Aras, şöyle açıklıyor: “Battalgazili bir beyin, beş güzel kızı varmış. Bey, kızlarının adlarını Malatya’nın eski bağları olan Aspuzu’da yaşatmak istemiş. Böylece Nuriye Mahallesi, Hamidiye Mahallesi, Ferhadiye Mahallesi, İzzetiye Mahallesi, İsmetiye Mahallesi oluşmuş.” diyor. Halkın tevatürü ise de güzel bir yakıştırma olmuş.

 

Bu hazin bir cami katliamı hikâyesidir

 

 Nuriye Mahallesi Abbas Efendi Sokak 1296 ada 4 numaralı parselde bulunan Abbas Efendi Camii, o zaman Adana’da bulunan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1999 yılında tescillenmiş.

 

 

Ancak 2005 yılında cami çevresindeki parsellerde bina yapımı için başlatılan imar uygulamaları, caminin koruma kararı bulunması sebebiyle bu durumdan etkilenmiştir. Yani caminin varlığı imarı sınırlamıştır.

 

İki ayda çürüğe çıkarılan Malatya tarihi

 

2008 yılında Abbas Efendi Cami Yaptırma Derneği, Bayındırlık ve İskân Müdürlüğüne bir yazı yazıyor:” Camimiz yıkılma tehlikesi altında, cemaat namaz kılamıyor, camimizi inceleyin, teknik rapor istiyoruz.” diyorlar. 2008 yılının Nisan ayında Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Abbas Efendi Camiinin tescilinin kaldırılmasıyla ilgili, Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna yazı gönderiyor. Kurul, bunun için teknik ve hukuki bir durum yok, diye bu talebi kabul etmiyor.

 

 Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü: ” Onarılması uygun ve ekonomik değil, yapı da sağlam değil deyip ‘mail-i inhidam’ raporu veriyor. Bunun üzerine Malatya Belediyesi, Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna yazıyor: “Cami çürüğe çıktı, yıkacağız; tescili kaldırın.” diyorlar. Kurul bu sefer, aynı yılın nisan ayında “teknik ve hukuki bir gerekçe yok “ diye tescilini kaldırmadığı camiyi, Malatya Belediyesinin yazısı ile temmuz ayı kurul toplantısında tescilden düşüyor.

 

Malatya’nın neredeyse tüm eski konaklarının üstünden yol geçirdik

 

 

Bir kentin kimliğiyle, dokusuyla herhangi bir ilgisi olmayan; mimari ya da tarihsel değer taşımayan yapılar, ibadethane olsun ya da olmasın, gereklilik varsa elbette yıkılabilir. Ama kent tarihini, kent kimliğini, kentin yaşanmış sıcaklığını yansıtan yapıların, yol geçecek gerekçesiyle sürekli yerle bir edilmesi kabul edilir bir tutum olmamalı. Eski Çınarlı Camiinin, Söğütlü Camiinin yıkımları gibi. Gerçi onlardan birinin yerine İşhanı, ötekinin yerine de aynı adı taşıyan yeni bir cami yapılıyor; ama yeni yapılan Söğütlü Camiinin sorunları da boyunu aşıyor. Aynı değer bilmezlik, kerpiç yapı örneği asırlık Abbas Efendi Camiinin de başını yemesin.

 

 

sultankilic44@hotmail.com

 

 

136

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir