Cts. Eki 24th, 2020

 

 

 

Din dersi dayatmasına karşı Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri tarafından başlatılan ve otuz haftadır Türkiye genelinde sürdürülen eylem, bu yıl için Malatya’da son kez gerçekleştirildi.

Malatya Kuyuönü Mezarlığı Çeşme durağında toplanan PSAKD üyeleri ve konuya duyarlı vatandaşlar, buradan sloganlarla Turan Emeksiz meydanına yürüdü. Turan Emeksiz meydanında hükümetin din dersi dayatmalarına son vermesini ve AİHM kararına uymasını dile getiren PSAKD Malatya Şube Başkanı Songül Tunçdemir, basın açıklamasında şunları dile getirdi:

“Türkiye’de uzun yıllardır devlet ve hükümetler tarafından izlenen “Türk-İslam” sentezine dayalı, “tek din, tek mezhep, tek dil” anlayışı çerçevesinde hayata geçirilen politikalar, çocuklarımızı, gençlerimizi ve bütün toplumu, inanç ve kimlik üzerinden “tek tipleştirmeyi” ve kutuplaştırmayı hedeflemiştir.

 

Yıllardır laik, bilimsel,  eğitim isteyenlerin öncelikli talebi olan zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda adım atılmamış, bu da yetmezmiş gibi zorunlu seçmeli Kuran-ı Kerim, Hz. Muhammed’in hayatını konu alan dersleri getirilmiş, TEOG denilen sistemle binlerce Alevi çocuğu zorunlu olarak İmam Hatip Liselerine yerleştirilmiştir.

 

Kamusal eğitimin önemli bir parçası olan ve insanı merkeze alan laik eğitim anlayışı tüm insanların eşit, saygıdeğer, öğrenme ve gelişmeye açık olduğunu savunur. Laiklik, devlet yönetiminin, eğitimin, hukuk kurallarının ve bir bütün olarak toplumsal yaşamın dini kurallara göre değil, akla ve bilime dayandırılmasıdır.

 

 

Okullarda zorunlu din derslerinde okutulan İslam’ın Sünni mezhebinin kurallarıdır. Bu durum eşit olmayan ve ayrımcı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.  

 

Ebeveynin çocuklarını kendi dini inanç ve felsefesine göre yetiştirme hakkından hareketle, zorunlu din dersinin kaldırılmasının gerektiği açıktır. Eğer din dersinde bir din veya mezhep esas alınıp, bunların benimsetilmesine yönelik bir din eğitimi veya dinî eğitim verilip diğer din ve mezhep mensupları veya inanmayanlar bu derse girmeye zorlanıyorsa, bu din ve vicdan özgürlüğü açısından ciddi sorun oluşturmaktadır. 

 

Toplumsal, ekonomik ve siyasal sorunlara baktıklarında sadece kaos ve anarşi gören 12 Eylül cuntacıları, zorunlu din dersi uygulamasını anayasa maddeleri arasına koyarak “dindar gençlik” yaratma idealinde önemli bir aşama kaydetmişlerdir. Bu ideal doğrultusunda düzenlenen Anayasa’nın 24. maddesine göre “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu ders olarak anayasal düzende yerini almıştır. İslam’ın bir mezhebinin devlet tarafından sunulmasına dayanan zorunlu din dersi uygulaması, yurttaşların farklı dini inançlarının devlet nezdinde eşdeğer görülmediğinin en açık kanıtı olagelmiştir. 

 

Yıllardır ülke gündeminde olan “zorunlu din dersi” uygulaması, AİHM ve yüksek yargı kararlarına rağmen sürdürülürken, AKP ve Milli Eğitim Bakanlığı “zorunlu din dersi kaldırılsın” talebi karşısında her defasında üç maymunu oynamış,  4+4+4 sistemiyle 12 Eylül cuntacılarını dahi geride bırakan bir uygulamanın altına imza atmıştır. Getirilen yeni seçmeli din dersleri, fiilen zorunlu kılınmış, üstüne üstlük TEOG, YGS ve LYS’ de bu ders içeriklerinden soru sorulması sağlanarak dersler cazip hale getirilmiş ve müfredattaki önemi artırılmıştır. 

 

Laik eğitim, öğrencilerin hiçbir biçimde inançları nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulamayacağını, onlara bir inanç dayatması yapılamayacağını, öğretmen yetiştirme politikasından başlayarak müfredatın oluşturulması aşamalarına kadar ayrımcılığın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması talebini ve mücadelesini ifade etmektedir. 

 

Hiçbir toplum tamamen aynı inancı paylaşan insanlardan oluşmadığına göre, tüm inançlara aynı mesafede bulunması gereken devletin sadece bir mezhebin ya da dinin eğitimini zorunlu ya da seçmeli olarak vermesi aynı derecede yanlış bir uygulamadır.

 

Sorunun, laiklik, din ve vicdan özgürlüğü açısından çözümü açıktır ve dünyanın pek çok ülkesinde de örnekleri uygulanmaktadır. Devlet, bütün dinlere ve inanmayanlara eşit mesafede durmalıdır. Nüfus kâğıdında din hanesi bulunmamalıdır.  Hiçbir resmi işlemde kimseye dini ve inancı sorulmamalı, bir dine inananlar ibadetlerini istedikleri gibi yapmalı, hiçbir inanca karşı ayrımcı uygulama yapılmamalıdır. Bu nedenle, zorunlu-seçmeli din dersleri kaldırılmalı, Altına imza atılan bütün uluslararası sözleşmelere uyulmalı, AİHM kararları uygulanmalı, Çocuklarımız zorla İmam Hatip Liselerine gönderilmemelidir.

 

Bu nedenle bizler, yıllardır mücadele verdiğimiz gibi son 30 haftadır kesintisiz olarak oturma eylemleri yapmaktayız.30 haftadır her koşulda bizlere destek sunan canlarımıza ve eylemlerimizde gözümüz, kulağımız, dilimiz olan basın emekçilerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. 

 

Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz

 

Zorunlu din dersleri kaldırılsın,

 

AİHM kararlarına uyulsun,

 

Çocuklarımız, zorla imam hatip liselerine yerleştirilmesin… “

 

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in sunduğu basın açıklamasının ardından eylem alanında PSAKD semah ekibi tarafından semah dönüldü. Dönülen semahların ardından bir Alevi dedesince dua okundu. Eyleme katılan vatandaşlar, müzik dinletisi eşliğinde bu eğitim öğretim yılının son oturma eylemini gerçekleştirdiler.

 

 

50

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir