Paz. Eki 25th, 2020

Sivas katliamı, Malatya’da meşaleli yürüyüşte atılan sloganlarla kınandı. Kuyuönü Mezarlığı çeşme meydanında toplanan grup, sloganlarla Yeşilyurt Caddesi boyunca yürürken çevreden de alkışlarla desteklendi. PSAKD Malatya Şube Başkanı Songül Canpolat, Emeksiz Meydanı’nda toplanan gruba hitaben:

“ Bundan tam 20 yıl önce, 2 Temmuz 93’te, Anadolu’nun direniş simgesi Pir Sultan Abdal adına düzenlenen şenliklere katılmak üzere Sivas’a giden 33 aydın ve sanatçı, kaldıkları Madımak Oteli ateşe verilerek katledildiler. İnsanlıktan uzak, gözü dönmüş, şeriatçı yobaz güruhunun “Şanlı Sivas Kıyamı” olarak adlandırdığı bu insanlık trajedisi tarihin sayfalarına Madımak katliamı olarak yazıldı. Madımak katliamı Alevileri olduğu kadar demokrasiden, aydınlıktan, insanlıktan ve laiklikten yana olan herkesi derinden yaraladı.

İnsanlık tarihinin yüzkarası olaylarından biri olan Madımak katliamı, insanlığa, ortak yaşama kültürüne, aydınlığa karşı yapılmış bir katliamdır ve bu yönüyle insanlık var oldukça lanetlenecektir. Madımak katliamı, sonuçlanan davalara rağmen hâlâ karanlıkta kalmış bir katliamdır. Katliamın asıl planlayıcıları olan Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Doğan Güreş gibi dönemin siyasi sorumluları, emniyet müdürü, il jandarma alay komutanı ve “Gazanız mübarek olsun” diyen belediye başkanı, yargı önüne çıkarılmamıştır.

Saldırgan topluluğa saatler boyunca niçin müdahale edilmediği hâlâ soru işaretidir. Firari sanıkların AKP’li belediyelerde çalışmaları, şirket kurup ihale almaları, Sivas katliamı insanlık suçu olmasına rağmen firari sanıklarla ilgili davanın zamanaşımdan düşürülmesi, Madımak Oteli çevresine yasak konulması ve anmaya gidenlere biber gazı sıkılması; Cafer Erçakmak’ın 18 yıl boyunca aranırken ne gariptir ki Sivas’ta ölmesi; Madımak Oteli’nin bilim ve kültür merkezine dönüştürülerek katliamın izlerinin yok edilmesi…

Bütün bunların üstüne bir de katliamda kaybettiğimiz canlarımızın, saldırganların adlarıyla birlikte aynı panoda yer alması, vicdanları sızlattığı gibi katliamcı zihniyetin AKP aracılığı ile sürdürüldüğünün kanıtıdır. Madımak sanıklarının AKP’li avukatlar tarafından savunulması ise ayrı bir skandaldır. Bizler için katliam asla iyileşmeyecek bir yara, katliam sonrasında yaşanan tüm bu gelişmeler ise Türkiye adına bir utançtır. Türkiye, bu utançla yaşayamaz.

Şimdi katliam mağdurları ve Aleviler başta olmak üzere bu ülkede yaşayan her insana sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluk, katliamın 20. yılında Madımak Oteli önüne giderek bir kez daha “Madımak Oteli, utanç müzesi olacak” diye haykırmaktır. Bu haykırışın, pek çok anlamı olacaktır. 2 Temmuz’da Sivas’ta olmak, asırlardır inkâr edilen, aşağılanan, katledilen Aleviliğe ve kimliğinden dolayı ezilen Alevilere sahip çıkmak, eşit yurttaşlığı savunmaktır. Erzincan’da, Adıyaman’da, Didim’de, Çiğli’de Alevi evlerine konulan işaretlemelere karşı bir tepki oluşturmaktır. 2 Temmuz’da Sivas’ta olmak, semahlara, türkülere, sanata, edebiyata, bilime sahip çıkmaktır.

“Ben Hasret’im, ben Muhlis Akarsu’yum, ben Koray Kaya’yım, ben Karababa’yım, ben Hallac’ım, ben Pir Sultan’ım” demektir. Seçim meydanlarında yuhalatılan Aleviliğe onurluca sahip çıkmak, Ebu Suud’un, İdris Bitlisi’nin fetvalarına rağmen Alevilerin bu topraklarda var olduğunu haykırmaktır.

2 Temmuz’da Sivas’ta olmak, 40.000 Alevi’yi kılıçtan geçiren Yavuz Selim’in adının 3. köprüye verilmesine HAYIR demektir. 2 Temmu’da Sivas’ta olmak demek; Dersim, Çorum, Maraş, Gazi, Roboski, Reyhanlı, Lice Katliamlarının sorumluları bulunsun, katiller yargılansın demektir.

2 Temmuz’da Sivas’ta olmak, “dindar ve kindar nesil” yetiştirme politikalarına, “tek din” söylemlerine, hayatın her alanında uygulamaya konulan dinselleştirme uygulamalarına karşı durmak, karanlığa karşı aydınlığın yanında; yobazlık ve gericiliğe karşı bilimin yanında saf tutmaktır.

2 Temmuz da Sivas ta olmak, bu ülkede farklı olanların dışlanmasına, nefret söylemlerine, kültürel hak ve taleplerin görmezden gelinmesine, mezhep karşıtlığının körüklenmesine karşı güçlü bir duruş sergilemek demektir. Bizler, Sivas’ta yakanları da onları koruyanları da asla unutmayacağız. Devletin kirli ve karanlık tarihinin parçalarından birisi olan Sivas Katliamı’nın hesabı sorulmadan, gerçek sorumluları ortaya çıkarılıp yargılanmadan bu dava kapanmayacaktır.

Daha eşit, özgür, adaletli, insanların dilinden, dininden, cinsiyetinden, mezhebinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı, katledilmediği, Türk- Kürt, Alevi- Sünni tüm halkların kardeşçe yaşadığı bir ülkede yaşama hayalinin gerçeğe dönüşmesi için; Tüm Alevileri ve insanlığın evrensel değerlerine sahip çıkan dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a, Madımak Oteli önüne davet ediyoruz…

45

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir